Annelerimize de Böylesi Yakışırdı (Kısa Bir Öykü)

Kitap okumalı
Kitap okumalı
Her zamanki gibi toplandılar annelerimiz bir araya. Bilirsiniz o toplanmaları değil mi? Olur ya altın günleri, sabah kahvesi, beş çayı... Yine o günlerden biriydi. Saat sabahın dokuzuydu ve Can odasında haftaya başlayacak olan sınavlarına çalışmaya çalışıyordu. Bir an kapı zilinin çaldığını duydu fakat aldırış etmedi ama içeri giren kişilerin tanıdık sesler olduğunu duyunca odasının kapısına yanaştı ve dışarıdan gelen sesleri dinlemeye başladı.

- Kahveler hazır mı Songül'cüğüm?

- Hazır olmaz mı canım, geçin oturun hadi.

Seslerini duyar duymaz Can, anladı ki bugün sabah kahvesi onların evinde içilecek.

Gelen misafirler evin oturma odasına geçip kahvelerini içerken bir yanda da birbirlerinin hal ve hatırlarını soruyorlar arada bir gülüp eğleniyorlardı ki Can'ın dikkatini bir şey çekti. İçeriden gelen sesler bir anda kesildi ve Can kendi kendine söylenmeye başladı "yarım saat içinde kahvelerini içip gidecek halleri yok herhalde" deyip odasının kapısına yanaştı ve içerideki sesleri dinlemeye çalıştı fakat içeriden küçük bir tıkırtı bile gelmiyordu. Televizyon sesi desen o da yoktu.

Ne olup bittiğini anlamak için odasından çıkan Can oturma odasının kapısına doğru yöneldi fakat hala bir şey duyamıyordu. Artık evde kimsenin olmadığını düşünmeye başlamıştı ki içeriden küçük bir ses duyar gibi oldu. Sanki bir kişi kitap sayfalarını çeviriyordu. Ama aldırmadı içeri girmeye kararlıydı ve bodoslama içeri daldı. Bir de ne görsün herkesin elinde bir kitap kendisine bakmaya başladılar.

Can da ne yapsın, merhaba bile demeye kalmadan masanın üzerindeki kalemini göstererek "kalemimi burada unutmuşum da.." diyerek kalemini alıp hemen odasına geçti.

ve öykümüz burada bitti.

Bu hikayeyi yazma amacıma gelecek olursak sadece şunu söyleyebilirim; 11. sınıf Edebiyat ders kitabında bulunan "Emin Özdemir'den - Kitapsız Büyüyenler" isimli metni okuyunca çok önceden düşündüğüm bir fikir  aklımda yeniden canlandı (annelerimiz bir araya toplanıp sadece kahve içip dedikodu yapmak yerine kitap okusalar daha güzel olabilir) bu fikrimi de kısaca öyküleyerek sizlere sunmak istedim.

Ayrıca "Kitapsız Büyüyenler" isimli metinde geçen "okumasız okur yazarlar" ifadesinden sonra içimden sadece şu geçti; Harfleri yan yana getirebilmek değilmiş önemli olan. Okumayı bilip de okuyan olmadıktan sonra.

Sizce annelerimizin bir farkındalık yaratma vakti gelmedi mi? Ne dersiniz?

Konu ile ilgili görüşlerinizi aşağıdaki yorum kutusundan gönderebilirsiniz.
Google+'da Paylaş

Yazar Hakkında

Ben Servet Arslan. BilgiEksenim.Com blogunun kurucusu ve yazarıyım. Bildiğim ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşabilmek için elimden geleni yapıyorum... Öğren ve Öğret mantığı ile yazılarımı yazıyorum.
    Blog Yorumları
    Facebook Yorumları

0 Yorum:

Yorum Gönder

Konu ile ilgili özgürce yorumunuzu yapabilirsiniz fakat lütfen yazacağınız yorum konu ile alakalı, hakaret içermeyen ve düzgün bir Türkçe ile yazılmış olsun. Aksi takdirde yorumunuz "spam" olarak kabul edilecektir. İlginiz için teşekkür ederim.