TEOG - YGS - LYS Gibi Sınavların Ortak Noktası ve Öğrenci Psikolojisi


TEOG'a hazırlanan ortaokul son sınıf öğrencilerinden misiniz? Yoksa YGS - LYS'ye hazırlanan lise son öğrencilerinden biri misiniz? Bilmiyorum ama bildiğim çok iyi bir şey var ki; hangi sınava hazırlanıyor olursanız olun, sizin de tıpkı benim ve diğer bir çok öğrenci gibi karşılaştığınız ortak bir noktamız var.

İşte o önemli ortak noktamız; "çevremizden aldığımız (tabiri caizse) saçma sapan tepkiler!"
Eminim sizlerin de bu konu hakkında söyleyeceği bir sürü şey vardır. Ne dersiniz?

Ben meslek-teknik lisesi dördüncü sınıf öğrencilerinden biriydim ve sekizinci sınıftan -belki daha da öncelerden- beri lise sona kadar neredeyse her gün çevremden aldığım saçma sapan tepkileri içimde, kocaman bir köşede derleyen ve sonucunda da parmaklarımdan kelimelerime -zorla- dökülmeye başlayan her şeyi işte buraya da derliyorum. Belki gerekli şahıslar görür de az biraz öğrencinin halinden anlar ve feyiz alırlar diye... Yalnız yanlış anlaşılmasını istemem; bu tür şeyleri içime attığım filan yok, sadece on iki yıllık öğrencilik hayatımdan sonraki üniversite yıllarımda ve bizden sonraki nesillerde de aynı şeylerin yaşamasını istemiyorum o kadar.

Yaşanmış küçük bir hikaye ile başlayalım;
Bir yakınım, çocuğu TEOG'a hazırlanıyordu ve ben de YGS - LYS'ye hazırlanıyordum. Üçümüz aynı ortamda -bir misafirlikte denebilir- oturuyoruz. Yakınım bana soruyor;
- "Servet sen hangi lisede okuyordun? Son sınıftın değil mi?"
- "Evet son sınıfım, "..." Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde okuyorum." diye cevap veriyorum. Ama belli ki sorulmak istenen soru aslında bu değildi ve biraz bekledikten sonra yeni bir soru geliyor.
- "Peki sen TEOG'dan kaç puan almıştın?" (Bu arada benim zamanımda TEOG yerine OGES vardı.)
- "Bizim zamanımızda TEOG yerine OGES vardı" deyip 264 puan aldığımı söyledim ve konuşmanın hem benim için hem de kendi çocuğu için can alıcı noktaları başladı.
- "Hangi bölümdeydin?"
- "Bilişim Teknolojileri."
- "He iyi o zaman senin de giderin var." (Efendim? Anlamadım? 😂)
Gülümsedim ama belli ki kendisi fark etmedi, konuşmasına devam etti.
- "Peki iyi bir lise için kaç puan almak lazım?" diye sordu bu sefer iğneleme yapıyormuşçasına.
O an hiç istifimi de bozmak istemedim, normal bir şekilde cevap vermeye çalıştım.
- "İnternetten bakabilirsiniz 'lise taban puanları' diye aratarak." dedim. "Sonuçta az da olsa her sene değişir puanlar." diye de ekledim.
- "Bakın bakalım telefondan o zaman." dedi.
Ben ve çocuğu bakmaya başladık ve bulduk. Çocuğu sesli sesli okumaya başladı işte şu lise şu kadar puan, şu lise şu kadar puan vesaire derken..

Bu kısım benim favorim burayı kesinlikle okumalısınız;
Çocuğuna; "Var ya sen en iyi liseyi kazan o zaman benden ne istersen iste.." gibi coşkulu bir yapıda söylendi. Çocuk durur mu, o daha da coşkulanıp "ohoo o zaman ben var ya size neler neler yaptırırım" dedi. Sonra döndü yüzünü çocuğuna tekrar; "Oğlum bak senin en az 420 puan alman lazım. En iyi liseye gideceksin sen." gibisinden bir şeyler söylemeye başladı ve inanın orada kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum. 😂 Hani beni konuştursalar ağzımdan kelimeler değil kahkahalar çıkacak diye korkuyordum. O dereceye gelmiştim gerçekten. (Nedenini de şöyle açıklayayım; o hikayeler hiçbir zaman gerçeğe dönüşmezdi, bunu çok iyi biliyordum.. Dönüşmedi de)

Neyse işte konuşmalar bu şekilde sürüp gitti ve konuşma bir yerde aralandıktan sonra ben direkt ayaklandım ve hemen eve gelip bu yazımı yazmaya başladım. Şimdi isterseniz gelin birlikte bu hikayeyi değerlendirelim. 10.07.2017'de yayınlanmadan önce güncellendi.

Sizlerin de okuduğu gibi bir ebeveyn hem çocuğunu hem de etrafındaki diğer öğrencileri konuşmalarıyla etkileyebiliyor. Nasıl etkilediğini en baştan tekrar kısa cümlelerle özetleyerek açıklayayım;
  1. Ortada bir karşılaştırma vardı. Hepimiz bunun farkındaydık. Benim hangi lisede okuduğum soruldu ve çocuğa sen daha iyi bir liseye gitmelisin izlenimi verildi (bana 'senin de giderin var' dendiğinde) ki en sonunda direkt söylendi de bu.

    Şunu söylüyüm, ben bu olaydan etkilenmedim ama şunu düşündüm; "ya benim yerimde başka birisi olsaydı ve o bu konuşmalardan etkilenseydi" düşünsenize X kişi oğlunu yüceltmeye çalışırken Y kişisinin (belki de bilmeden) düşüncelerini, kalbini kırıyor. "Komşunun çocuğu" olayı da bu olayın tam da zıttı oluyor... Yani bu tür karşılaştırmaları yapmak herkes için zararlı kanısına varmak zor değil gibi, o yüzden bunu geçiyorum.
  2. Normal koşullardaki hiçbir ebeveynin uçuk hayalleri ve istekleri gerçekleştirme lüksü yoktur. O zaman neden? diye sorarım ben... Neden ne istersen iste dersin ki bir çocuğa... Anlıyorum tamam, çocuğun isteğini artırmak istiyorsun da "mübalağa" diye bir şey var. Ne diye abartırsın ki?
  3. Bırak çocuğun kendi hedefini kendi koysun. Sen sadece ona aracı ol... Sanane bi kere çocuk ha 410 almış ha 420... Çocuk senin istediğin puanı alamayınca (söylendiği gibi) "iyi liseye gidemeyecek mi?" Çocuk 410 alınca kötü mü oldu? Artık "ne isterse istesin" yapılmayacak mı?

Şahsen düşüncem; öğrenciler bu tür kıyaslamalara ve bu tür mübalağalara ve uçuk hedeflere maruz kalmamalı... Öğretmen de öğrencilerini, ebeveynler de çocuklarını en iyi şekilde tanımalı ve sadece yön gösterici olmalı... Bir nevi balık vermeyi değil, balık tutmayı öğretmeli...

Sadece öğrenciler daha fazla bu tür sorunlarla karşı karşıya kalmasın diye kısa ve öz bir şekilde derlemeye çalıştığım şahsi görüşlerimdir. Biraz da olayları öğrencilerin gözünden gösterme çabası da diyebiliriz.

Konu ile ilgili yorumlarınızı aşağıdaki yorum kutusundan gönderebilir, sizlerde düşüncelerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımda tekrar görüşmek üzere, iyi okumalar..
Google+'da Paylaş

Yazar Hakkında

Ben Servet Arslan. BilgiEksenim.Com blogunun kurucusu ve yazarıyım. Bildiğim ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşabilmek için elimden geleni yapıyorum... Öğren ve Öğret mantığı ile yazılarımı yazıyorum.
    Blog Yorumları
    Facebook Yorumları

0 Yorum:

Yorum Gönder

Konu ile ilgili özgürce yorumunuzu yapabilirsiniz fakat lütfen yazacağınız yorum konu ile alakalı, hakaret içermeyen ve düzgün bir Türkçe ile yazılmış olsun. Aksi takdirde yorumunuz "spam" olarak kabul edilecektir. İlginiz için teşekkür ederim.