Dostlarımın Gözünden Ben #3. Bölüm

Dostlarımın Gözünden Ben
Dostlarımın Gözünden Ben (Kapak)

Sizler de okumuşsunuzdur bir yerlerde, hani olur ya bir hayvancık kendisini almaya gelen insandan önce korkar, daha sonra ona öyle bir alışır onu hiç bırakmak istemez, işte benim ve Servet'in ilişkisi de öyle başladı. Önce korktum, ne yalan söyleyeyim önce çok korktum. Çünkü tüm arkadaşlarımdan ayrılıyordum, artık onları göremeyecektim tıpkı yanımdaki kafeste kalan, şu an Serveti sevdiğim kadar çok sevdiğim, dostum Minik gibi. O da, bir gün kaldığımız yere gelen insan topluluğu ile birlikte gitmişti. Aslında o günden beri ne bir arkadaşım olmuştu ne de o günden beri insanları sevebilmiştim. Artık onlardan nefret ediyordum. Beni satmaya çalışan sahibimden bile nefret eder olmuştum.

Ta ki o güne kadar. Servet beni almaya gelene kadar.

Beni almadan önce tüm kuşlara göz gezdirmişti, etrafına bakınmıştı, beni satmaya çalışan sahibimle uzun uzun konuşmuştu. Hatta bir ara gözden kaybolmuştu ikisi de, daha sonra yanıma geri geldiklerinde ellerindeki kafesin içinde bana çok benzeyen dişi bir kuş vardı. Ben daha neler olduğunu anlamadan kafesimin kapısı da açılmıştı ve beni satmaya çalışan sahibim kafesimin içine elini soktuğu gibi tutmuştu beni ve diğer kuşun kafesine koymuştu.

Tam da her şey tahmin ettiğim gibiydi. Artık neler olacağını çok iyi biliyordum, yani o an öyle sanıyordum. Dostum Minik'e ne olduysa, bana da aynı şey olacak sanıyordum. Servet'in beni aldığını parayı ödediğini gördüğüm zaman anlamıştım. Zaten sonrasında kafesimizi taşıdı ve dışarı çıktık.

İnsanların çok fazla olduğu upuzun bir yolda yürüdük önce. Yanımızdan geçen herkes bize bakıyordu. Biz de korkudan ne yapacağımızı bilmiyor, sadece titriyorduk. O an kendimi hiç olmadığım kadar korkmuş ve bitkin hissediyordum. Aşırı korkmuş olmamdan olsa gerek, ne ayaklarımı, ne de kanatlarımı hissetmiyordum bile.

Neyse ki artık insanların olmadığı bir yere gelmiştik. Hayatımda ilk kez gördüğüm bir şeyin içine girmiştik. Servet bize "işte arabaya geldik" diyordu. O anda arabaya bindiğimizi anlamıştım. Daha sonra Servet'in araba dediği şey ile on - on beş dakikalık bir yol aldık ve artık Servet'in evindeydik. Kafesimizi evin salonundaki masanın hemen üzerine koydu ve bizimle konuşmaya çalıştı. Artık bize zarar vermeyeceğini anlamıştım ama yine de korkuyordum. Bize her dakika "isminiz ne olsun istersiniz?" gibi sorular soruyordu, sanki cevap verecekmişiz gibi. Biraz bizi yalnız bıraktıktan sonra yanımıza geri geldi ve sizin adınız "edi ve büdü" olsun dedi. Sanki hayır olmasın diyecek bir halimiz vardı, artık birimiz edi, diğerimiz de büdü idi. Yanımdaki ben ile biraz tartıştıktan sonra bir karara vardık, ben edi oldum, kendisi de büdü oldu.

Aslında büdü o kadar sinirli ve saldırgandı ki hiç sormayın. Bir ara Servet bize yemek vermek isterken öyle bir şekilde elini ısırmaya çalışmıştı ki ben bile korkmuştum. Tabii bana hiçbir şey yapamıyordu. Çünkü ondan daha büyük olduğumu biliyordu. Ben ise biraz daha sakin davranıyordum ki bize kötü bir şey yapmasınlar. Çünkü biliyordum, insanlar kötü kuşları sevmez. Bu yüzden de kötü kuş olmamak için her zaman sakin kalmaya çalışıyordum derken günler geçti aylar geçti ve bir günün sabahı Servet okula gitmeden önce benim çığlıklarım ile uyandı. Büdü ölmüştü. Ben ise sadece bağırıyordum. Elimden hiçbir şey gelmiyor, sadece bağırıyordum.

Servet yanımıza geldi ve tam büdü nerede diye bana sorarken hemen büdünün yanına gittim. Ve onu ilk kez bu kadar üzgün gördüm. Ne yapacağını şaşırmıştı.

Bir kere daha benim gibi birini sevmiştim ve bir kere daha onun gidişi ile üzülmüştüm. Hala onları hatırladıkça ağlıyorum ama maalesef geri gelmiyorlar. Ne minik, ne de büdü.

O günden sonra artık ismim de değişmişti. Servet, "büdüsüz edi olmaz" diyordu. O günden sonra da artık ben "Şebek'tim."

Hikayemin üçüncü bölümü ile ilgili düşüncelerinizi aşağıdaki yorum kutusundan gönderebilirsiniz.

Ayrıca; hikayemin bir önceki bölümlerini ve bir sonraki bölümlerini buradan okuyabilir ve takip edebilirsiniz.
Google+'da Paylaş

Yazar Hakkında

Ben Servet Arslan. BilgiEksenim.Com blogunun kurucusu ve yazarıyım. Bildiğim ve öğrendiğim her şeyi sizlerle paylaşabilmek için elimden geleni yapıyorum... Öğren ve Öğret mantığı ile yazılarımı yazıyorum.
    Blog Yorumları
    Facebook Yorumları

4 Yorum:

  1. la fontaine masalları tadında güzel bir bölüm daha.Devamını bekliyor olacağım.Yalnız korkuyu iyi yanstımışsın sevdim bunu:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzel yorumun için :) Bir şekilde yazmaya ve bir yandan da öğrenmeye çalışıyorum işte.

      Sil
  2. Hayvanlı öyküler çok eğlencelidir ya eline sağlık :)

    YanıtlaSil

Konu ile ilgili özgürce yorumunuzu yapabilirsiniz fakat lütfen yazacağınız yorum konu ile alakalı, hakaret içermeyen ve düzgün bir Türkçe ile yazılmış olsun. Aksi takdirde yorumunuz "spam" olarak kabul edilecektir. İlginiz için teşekkür ederim.