Kayıtlar

Öne Çıkan Yazı

Benim Düşüncelerim Kime Ait?

Resim
Düşüncelerimizin saf bize, kendimize ait olmadıklarının farkında değilizdir çoğu zaman. Günlük konuşmalarımızda, selamlaşmalarımızda, sorularımızda ve sorunlara bulduğumuz cevaplarda çoğunlukla özgün bir düşüncemiz yoktur. Farkında değilizdir bunun. Ve sürekli yeni bir yer keşfetmişçesine ilginç gelir düşüncelerimiz bize ve karşımızdakilere.

Olgulardan başlayan ve veri, bilgi, düşünce yolunu izleyen bu süreci biraz hikayeleştirip tekrar şu soruyu sormak istiyorum: Benim düşüncelerim kime ait?
Doğduğum günden beri çevremde bulunan insanlar ile iletişimdeyim. Bugüne kadar çevremdeki insanlardan duyduğum her söz ve cümle bende birer veriye dönüştü ve bu veriler toplamında bazı bilgiler edinmeye başladım. Peki sadece bu mu? Hayır.
Doğada gördüğüm her türlü şeyden de ben veri toplamaya devam ettim. Üzerine bastığım toprak çeşitlerinden de, gördüğüm renklerden de, duyduğum seslerden, aldığım koku ve tatlardan da sürekli veriler topladım. Bunlar dışında okuduğum kitapları da hiçe sayamam. A…

Artıklarla Besleniyoruz Aslında

Resim
Etrafımız gerekli/gereksiz bir sürü bilgiyle çevrelenmiş durumda...
Bilgi edinmeye doymuşuz ama artık'larla besleniyoruz aslında...
Mesela,
Artık ben insanların yalan söylediğine inanmıyorum!
Çünkü,
Herkes kendi doğrularına körü körüne inanmış durumda..

Bu kısa şiir tüm duygularımı içtenlikle yansıtıyor mu bilmiyorum. Bu yüzden, anlatmak istediklerimi biraz daha açmak istiyorum.

Hani ışık hiç olmazsa göremeyiz ve çok olursa da gözlerimiz kamaşır yine göremeyiz ya işte öyle bir durumla karşı karşıyayız aslında. Eskiden bilgi azlığından yakınan toplumlar bir ara dengeye ulaştılar ve önlerini gördüler. Şimdilerdeyse aynı toplumlar bilgi bombardımanından kör olmuş durumda-yız.

Eskiden insanlar gerçekten de bilgiye zar zor ulaşıyorlardı. Her yerde bilge insan yok, her yerde bir bilen yok, kitap veya benzeri bir obje desen o da yok. Bir çok yer karanlık... Şimdilerde ise çok garip.
Bunu şöyle anlatayım, bir konu ile ilgili büyükçe bir bilgi pastası düşünün, hepsini yiyebilirsiniz tamam…

Şaşırdıkça Anlatmak İsteriz Hepimiz

Resim
Gördüğüm, yaşadığım ve öğrendiğim her şeyi ben de hepimiz gibi anlatmak isterim. En çok da yakınımdakilere anlatma isteğim, onları da yaşantıma ve yaşadıklarıma tanık etme isteğim hepimizde olduğu kadar su götürmez bir gerçek. Ne demek istediğimi Doğan Cüceloğlu'nun bizzat tanık olduğu bir olaydan dinleyelim. Anlatmanın ve dinlemenin önemini biraz olsun farklı bir pencereden görmeyi deneyelim.

Doğan Cüceloğlu tanık olduğu olayı şöyle anlatıyor;

"Eşim Yıldız'la bir sabah boğazda kahvaltı yapmaya gittik. Arkam boğaza dönük bir şekilde oturuyorum. Sağ tarafımda bir kaç masa bir araya gelmiş... O sırada yeni bir çift geldi, çocukları da var dört, beş yaşlarında bir oğlan. Sağımdaki masadan bir ses, 'aa küçük Hakan geldi' dedi. Çocuğun annesi beni fark etti, merhabalaştık. Sonra onlar da sağımdaki masaya geçtiler ve oradakilerle selamlaştıkları tam o sırada meğer arkamdan bir gemi geçiyormuş. Hakan babasına dönüp, 'büyük gemi geçiyor' diye bağırdı. Babası o sı…

Çok Değil Farkında Yaşayın

Resim
İnsanlar hapşırdığında
Neden 'çok yaşa' denir?
Hiç sorgulamadım...
'çok yaşa' ifadesini saçma bulmuş olacaklar ki
birileri 'sağlıklı yaşa' demeye başladığında
ilk kez fark ettim, sorgulamadığımı...
Düşündüm...
"Neden 'çok yaşa' diyorduk ki biz?"
Devam ettim,
"Peki 'sağlıklı yaşa' dememiz doğru muydu?"
Bilemedim...
Her ikisi de elimizde olan şeyler değildi neticesinde...
En azından farkındaydım işte...
Her "hapşuuu" dediğinizde,
FARKINDA YAŞAYIN siz de...

Şiiri biraz daha açıklayıp ayrıntılarına değinecektim ama bazı şeylerin kısa ve öz kalması taraftarıyım. Fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim, "alışılagelmiş şeyler üzerine düşünmek ve gerektiğinde onları değiştirmek çok güzel bir şey."




Geçmiş Şimdi Gelecek

Resim
Bir an için aynı anda farklı zaman dilimlerini düşünmeye çalışalım mı? Ne dersiniz? Mesela ben şimdi, şu anda yazımı yazarken, bana göre şimdiki zamanda acaba siz ne yapıyorsunuz? Gelecekte ne yapacağınızı biliyorum. Siz bana göre olan gelecekte bu yazıyı okuyor olacaksınız ve size göre olan şimdiki zamanda, siz yazıyı okurken, benim şu anki, yazıyı yazıyor olduğum bu halim size göre geçmiş zaman olacak. Kısaca, geçmiş şimdi gelecek!

Okuduklarınız biraz aklınızı karıştırmış olabilir. Ben de yazarken, bir kalemde yazdım diyemem zaten. Bu yüzden gelin düşüncelerimi size elimden geldiğince açık ve anlaşılır bir şekilde anlatayım.

Geçmiş Zaman:
- Bana göre: Bu satırları nasıl ifade edeceğimi bilmiyor olduğum zaman. Henüz bu satırları nasıl yazacağımı düşünüyor olduğum an.
- Size göre: Benim bu satırları yazıyor olduğum zaman.

Şimdiki Zaman:
- Bana göre: Bu satırı yazıyor olduğum an.
- Size göre: Bu satırı okuyor olduğunuz an.

Gelecek Zaman:
- Bana göre: Okurun, yani sizin bu satırları ok…

Haritam Var Ama İlerleyemiyorum

Resim
Küçük bir bilgi tohumu üzerine yazacağım bu satırları... Ayrıntılı araştırmadan...
Bilgem Çakır'a (Yalın Kod) ve Kadir Köymen'e (Sıfır) selam olsun!

Kitap okumayı seviyorum, hatta genel anlamda bir şeyler okumayı seviyorum, okuyorum ve bilgileniyorum, bilgileniyorum, bilgileniyorum... Önemli kişi ve kurumların yol haritalarını inceliyorum ve yine kendilerinin anlattıkları, haritada X işareti koydukları yerleri önemle ve dikkatle araştırıyorum... Bilgilenmeye devam ediyorum ama bu sırada bir şey fark ediyorum... X işaretleri hiç bitecek gibi durmuyor. Sürekli yeni bir işaret daha ve bir tane daha...

Sonuç... Yerimdeyim ve sürekli aynı yerden yani oturduğum yerden elimdeki haritayı inceliyorum ve öğrenmeye devam ediyorum... Her ne kadar ilerliyormuşum gibi gözükse de aslında yerimde durmaya devam diyorum. Bu arada sorsanız haritanın büyük çoğunluğu hakkında size bilgi verebilir ve haritaya bakmadan yolu öğretebilirim. Yani öğrendiklerimi aktarabilirim. Tıpkı şimdiye kadar yaptı…

Bencilliğe Övgü

Resim
Bencil kelimesi genel anlamıyla olumsuz bir düşünce yaratır aklımızda. Örneğin, "bencil bir insan" dediğimizde genellikle diğer insanları düşünmeden kendi çıkarına işler yapan bir insan figürü gelir aklımıza ve bencilliğin tanımına baktığımız zaman da buna benzer bir tanımla karşılaşırız.
Fakat bencilliği biraz daha derinden incelediğimizde, aslında bu kelimenin kafamızda o kadar da negatif bir düşünce yaratmaması gerektiğini anlamaya başlarız. Çünkü "bencilliği" anlamaya başladığımızda en iyi bencilin ta kendisi olduğumuzun farkına varırız.
Aslında hepimiz öncelikle kendini düşünen varlıklarız, başkasını düşünüyormuşuz gibi hissetsek bile!
Bir örnek ile ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım.
Misal yolda yürürken bir dilenci gördünüz ve o dilencinin orada dilenmesine gönlünüz el vermedi, bu yüzden önündeki kaseye bir miktar para bıraktınız. 
Bu durumda sizce bencillik etmiş olur musunuz?
Eğer ki bencilliği genel anlamıyla düşünürseniz, asıl o dilenciye yardım etmeyen …

Düşünce Kabızı veya Düşünce İshali Olmak

Resim
Hayatın içerisindeki her varlığın, her canın öyle güzel bir düzeni ve dengesi var ki... Döngüsel anlamda her gün yaptığımız şeylerden bihaber yaşıyor olduğumuzu düşünmeden edemiyorum bazen. Mesela yemek yememiz. Yediklerimizi öğütmemiz ve sonuç olarak bir boşaltım yapma sürecimiz. Sürekli içerisinde bulunduğumuz döngülerden sadece bir tanesidir. Düşünce kabızlığı konusuna girmeden önce gelin birlikte sürekli yaptığımız, sonsuz döngü içerisinde olduğumuz bu konuyu biraz inceleyelim.
Hepimizin bildiği gibi, yaşamımızı devam ettirebilmemiz için vücudumuz enerjiye ihtiyaç duyar. Vücudumuzun bu ihtiyacını da tükettiğimiz yiyecekler sayesinde karşılarız. Tükettiğimiz her şeyi önce bir güzel öğütür sonra da gereksiz kısımlarını dışarı atarız. Bizim için gerekli olan enerji de bu sayede karşılanmış olur. Tabii burada varmak istediğim sonuçşu; tükettikten sonra, tükettiğimiz şeyi öğüttük ve sonuçta bir çıktı, bir "üretim" gerçekleştirdik. Ürettiğimiz bu şeye isterseniz dışkı deyin, is…