Sabah Erken Saatlerde Bisiklet Sürmek Ne Kadar Faydalı? Kaç Kalori Yakarız? Bisiklet Sürmek Zayıflatır mı? Nasıl Motive Oluruz?


Sabah sporu konusuna girmeden önce sporun genel faydalarına değinerek başlamak istiyorum. Eminim sizler de biliyorsunuzdur, spor yapmak (sadece kardiyo -koşu, yürüyüş, bisiklet- hareketlerinden bahsediyorum);
- iskelet ve kas sistemimizi korur,
- kalp ve damar hastalıklarını önler,
- öz güvenimizi artırır,
- felci önlemeye yardımcıdır,
- bağışıklık sistemimizi güçlendirir,
- stresi azaltır, daha mutlu hissederiz, vesaire...
bunlar gibi sporun bir çok faydasını daha sayabiliriz. Ama az önce de dediğim gibi bunları hepimiz biliyoruz -ben sadece hatırlatmak istedim- benim merak ettiğim asıl şey şu; gün içinde yaşadığımız onca hengame içerisinde sporu ne kadar umursuyoruz?

"Bazı şeyleri umursamak için çok genç olabilirsiniz ama yaş alındıkça bazı şeyleri yapmak için çok geç olabilir!" -Anonim
Gelelim asıl konumuza.
- Sabahın Erken Saatlerinde Bisiklet Sürmek
İnstagram hikayesi (4. gün)
İnstagram hikayesi (2. gün)
Saat: 05:53

Bisikletler
 için; kimimizin en sevdiği, kimimizin kullanabilmeyi çok istediği araçlardan bir tanesi diyebiliriz. Şehir içinde -bisiklet yolları olmaksızın- bisiklet kullanabilmemiz çok sıkıntılı olduğu için çoğunluğumuz bisikletlerini ulaşım aracı olarak kullanmaktan çok spor amaçlı kullanmaktadır. Bunun için ise bisiklet tutkunları ya toplu turlar düzenleyen gruplara üye oluyor, ya da tek başına çıkıp, kendi rotasını belirleyerek yola koyuluyor.


Ben bu yazımda daha çok erken saatlerde tek başına bisiklet sürerek spor yapanları anlatacağım. Çünkü bunlardan biri de -henüz yeni olsam da- benim. Bisiklet sürmenin bazı faydalarından bahsedip, bisiklet sürerken vücudumuzun hangi bölgelerini çalıştırdığımızı, bu şekilde ortalama kaç kalori yaktığımızı, teşvik konusunda neler yapabileceğimizi elimden geldiğince, araştırmalarıma ve gözlemlerime dayanarak anlatacağım.

Şimdi, ortalama yedi ile sekiz saat arası uyuyan bir kişiyi ele alalım. Bu kişi sabah saat 5:30 da kalkacak olsa en geç saat 10:30 da yatmış olmalıdır, -spor için uykunun çok önemli olduğunu da unutmayalım- 10:30 da yatacak olan bir kişi normal şartlarda iki saat, bilemediniz bir saat öncesinden yemeğini, meyvesini bırakmış olmalıdır. Yani buradan çıkardığımız önemli sonuçlardan biri şudur ki; bu kişi yaklaşık 10 saat boyunca hiçbir şey yemiyor, içmiyor. Haliyle bu kişi sabah uyandığı zaman kendini aç hissedebilir veya aç hissetmese bile vücut depoladığı karbonhidratı, sonrasında yağları yakarak ihtiyacını karşılayabilir. İşte bu nedenledir ki -dikkatsiz davranılır, spor aşırı abartılırsa- sabah sporu normale göre daha fazla kalori yakımına sebep olabilir.

Ayrıca, yeri gelmişken şu notu da düşmeliyim; bisiklet sürmek, koşmak ya da yürümek gibi değildir. Bilinenin aksine bisiklet sürerken daha fazla kalori harcarız.

"Bisiklet sürmek kilo vermenin yanında oksijen alımına destek olarak zihni ve bedeni dirençlendirir."

Kaç kalori harcarız?

Sabah saat 5:30 ile 6:30 arası bir saat spor yaptığımızı düşünürsek ve kalori açığı oluşturmak için en az 40 dakika geçmesi gerektiğini de hesaba katarsak bir saatlik bisiklet sürüşünün bize ortalama 500-600 kalori arası kayba neden olması demektir. Bu da demek oluyor ki düzenli bir şekilde her gün bir saat bisiklet sürerek aylık ortalama 2-3 kilo verebiliriz. Tabii bu zayıflamak isteyen insanlar için iyi bir şey iken, zaten zayıf olup bir de bu kadar kalori yakmak kimilerine fazla gelebilir. Bu yüzden her şeyi kararında yapmaya, gerekirse profesyonellere danışarak, üzerine okumalar da yaparak başlamak sizler için de en iyisi olur.

Vücudumuzun hangi bölgeleri çalışır?

Bisiklet sürerken çoğumuz sadece bacaklarımızın çalıştığını düşünürüz. Ben de öyle düşünüyordum ama şuna bakın;
Genel itibari ile oturarak ve az tempolu sürüşlerde karın kasları ilk etapta çalışmaya başlayan kaslardır. Ardından bacak, alt baldır, üst baldır, ve kalça kasları çalışmaya başlar. Ayakta tempolu sürüş deneyimlerinde ise kolun yanı sıra omuz ve sırt kasları da hareketlenir. Bunun yanı sıra göğüs kasları da bu temponun devamına göre hareket kazanır. Fakat en temel olan bacak, karın, kalça ve basen kaslarımız çalışır.

Erken saatte uyanmanın sırrı ne? Nasıl Motive Oluruz?

Hemen yarın başlayın.
Bu kadar net söylüyorum. Eğer niyetiniz varsa böyle bir şeye, hemen gerekli hazırlıklarınızı yapın ve yarın başlayın. Zaten o boş yolları, güneşin doğuşunu, -çevrenizde varsa- spor yapan diğer insanları gördükçe ister istemez motive oluyorsunuz. Yetmedi mi? O zaman siz de benim gibi instagramı veya benzeri bir sosyal medya platformunu motive olmak için kullanın. Çevrenizde herkes o saatte kalktığınızı öğrensin. Bu sayede sizin üzerinizde "ben erken kalkabiliyorum" hissi tam anlamıyla oluşsun. Hem bu sayede çevrenizdeki insanları da motive etmiş olduğunuzu da unutmayın. Belli mi olur, belki bir grup oluşturur, o şekilde devam edersiniz. Bu sayede de birbirinizden destek alarak başarırsınız. Ama tekrar başa dönecek olursak; ilk gün sizin elinizde. Yarın başlamak sizin elinizde.

Peki erken saatlerde nasıl uyanabiliriz?

Erken yatan, erken kalkar... 
Bunun için ben uyku konusunda bir araştırma yapmıştım. Size kısaca şöyle bahsedebilirim;
Ortalama kaç saat uyuyorsunuz, önce onu belirlemeniz gerekiyor. Sonrasında uyku evrelerimizin ortalama 90 dakikada bir tekrar ettiğini düşünerek uyku saatimizi ve uyanma saatimizi belirlememiz gerekiyor. Yanisi şu;
Diyelim ki 7 saatte uykusunu alabilen biriyiz. Yatağa girdikten ortalama 14 dakika sonra uykuya daldığımızı (bilimsel bir gerçektir) düşünerek 10:30 da uyuduğumuzu var sayarsak -uyku saatimiz üzerine her seferinde 90 dakika ekleyerek- buna göre uyanma saatimizi bulabiliriz.
10:30 da uyuyan bir kişinin de saat 6 da uyanması en mantıklı olanıdır. Ya da isterse 4:30 da da uyanabilir.

Elbette bununla birlikte alarmsız uyanabilmek de çok önemli bir husustur.

Bu başlıklar altında benim kısaca ve anlaşılır bir şekilde anlatabileceklerim bu kadardı. Elbette bu başlıklar dışında beslenme, sakatlıklar gibi daha değinmemiz gereken birkaç konu var. Ama ne var ki benim tüm bu başlıkları kısaca incelemem yanlış olur. Bunların her biri ayrı birer araştırma konusudur. Bu yüzden yararlandığım kaynaklardan önemli bulduklarımı aşağıya bırakacağım.

Umarım spor sürekli hayatınızın bir parçası olur.
Konu ile ilgili görüşlerinizi ve sorularınızı aşağıdaki yorum kutusundan gönderebilirsiniz.
Farklı başlıklar altında tekrar görüşmek üzere...

Yararlandığım bazı kaynaklar:
Uyku hakkında yazılı anlatım için: Tıklayın.
Uyku hakkında videolu anlatım için: Tıklayın1 , tıklayın2.
Yararlandığım bazı bağlantılar: bgl1 , bgl2

AYT İçin Antrenmanlarla Matematik Serisinin 2. 3. ve 4. Kitapları Ne Kadar Faydalı? - Hepsini Bitiren Var mı? - TYT ve YKS İçin Önerilir mi?

antrenman yayınları logo


Üniversiteye hazırlık zamanının yaklaşmaya başlamasıyla birlikte öğrencilerde kolay-orta-zor ölçekli soru bankaları ve konu anlatımlı kitap arama telaşı başlar. Haliyle haklı olarak internetten de her kitap hakkında ayrıntılı bilgi edinmek isteriz.

Ben de bu yazımda matematik bilgisi zayıf olan her öğrenciye önerilen Antrenmanlarla Matematik serisini sizler için yeniden, ayrıntılı olarak ele alıp, bu sefer kitapların tümünü çözmüş biri olarak hem kendi deneyimlerimi, görüşlerimi sizlere ileteceğim, hem de kitap ile ilgili öğretmen ve öğrenci görüşlerini sizlerle paylaşacağım. Ayrıca serinin tüm soru ve cevaplarının bulunduğu mobil uygulamayı bilmeyenlere birkaç ekran resmi ile anlatacağım.

Serinin ilk kitabını çoğumuz biliyoruz zaten, ilk kitabın asıl amacı işlem yapma hızınızı artırmak ve matematiğe sıfırdan başlayıp, temelini sağlamlaştırmak isteyenler için şahsen önemli bulduğum bir kitap. Nedenini kısaca açıklamak istiyorum: Öncelikle birbirimizi kandırmayalım. Ben de 11. sınıfa gelene kadar çok soru çözen, çok fazla kitap okuyan biri değildim. Haliyle işlem yeteneğim yavaştı. "Ne gerek var" kafasındaydım. Ama serinin ilk kitabını bitirdiğimde gerçekten şunları söyledim, "ya biz matematiği kendi içimizde büyütüyormuşuz", "ben daha önce öğrenmek için uğraşmamışım."

Uzun lafın kısası ilk kitabı "temel atma töreni" ya da "ön hazırlık" gibi düşünebiliriz. Ama size tavsiyem bu seriye başlayacaksanız bu yazıyı okuduktan hemen sonra ilk kitabı bir an önce bitirmeye çalışmanız olur.

İkinci kitap ise TYT konuları ile ilgili diyebiliriz. Yani 9. ve 10. sınıf başlıkları. Eğer ki birinci kitabı tam anlamıyla bitirebilirseniz ikinci kitapta işlem yeteneğinizi konuşturmaya başlayabilirsiniz. Benim ikinci kitap için söyleyeceğim asıl şey ise şu olur; "TYT hazırlık kitabı." İçinde sizi zorlayacak sorular da vardır elbette ama serinin bu kitabı bence TYT'nin kolay ve orta ölçekli sorularına hazırlığı gibi. Özellikle problemler konusu gibi, soruları çözerken nereden başlayacağını bilemeyip test kitabını bırakmak gibi sorunlar yaşıyorsanız; temelinizin birinci katını çıkmak için ideal bir kitap diye düşünüyorum.

Serinin üçüncü kitabına gelirsek; "Parabol, Trigonometri, Olasılık" gibi AYT konularının başlangıcı için "önce kolayını öğreneyim, sonra zor kitaptan konuyu pekiştiririm" diyorsanız alabilirsiniz. Ben bu kitabı şöyle kullanıyordum; dershanede hangi konuyu işlersek o başlıkla ilgili soruları önce bu kitaptan çözüyordum, sonra daha zor olduğunu düşündüğüm farklı bir kitaba geçiyordum. Oradan da konuyla ilgili farklı örnekler çözmeye çalışıyordum.

Son olarak dördüncü kitap için; "AYT'nin baba konularını barındırıyor" diyebiliriz. Limit, Türev ve İntegral bu kitapta bulunuyor. İlgili konuyu işledikten sonra bu kitaptan soru çözmeye başlarsanız eminim şunu dersiniz; "ya o kadar da değilmiş, ben de çözüyorum işte..." Soruları kolay demiyorum, konuları pekiştirmeniz için yararı olur diyorum. Sonrasında yine daha zor sorular barındıran bir kitaptan farklı soru tiplerini görebilirsiniz.

Kısaca kitaplar hakkında kendi fikirlerim bu şekilde. Genel olarak değerlendirip, bazı öğretmen ve öğrenci görüşlerini de sizlerle paylaşayım.

Ben sınava hazırlanırken Antrenmanlarla Matematik serisinin ilk kitabını on birinci sınıfın başında bitirdim, ikinci kitabını on ikinci sınıfın ortalarında. Sonrasında üçüncü ve sonrasında dördüncü kitaba geçtim ama artık vakit kalmamıştı. Sonradan mevzuna kalıp dershane ile birlikte, dershanenin de verdiği kitaplarla devam ettim çalışmalarıma. Söyleyeceğim şu ki; sadece bu seriyi bitirerek çok yüksek puanlar yapmayı beklemeyin derim ben. Nedeni de şu; bazı arkadaşlarım vardı mesela ilk iki kitabı bitirsem YGS'den (o zamanlar ygs idi) en az 300 puan alırım gibi şeyler konuşuyorlardı. Yazının başlarında da dediğim gibi, gerçekçi olalım. Bu seriyi almak istiyorsak matematiğimiz zayıftır. Bu kitapla hızlı bir temel atmak mantıklı bir seçim elbette ama sadece bu kitaptaki sorularla yüksek bir puan yapmanız kolay olmaz.

Diğer bir yandan öğretmenlere baktığımızda bazıları şunu söylüyor;
Matematiği öğrenmeye bu seriden başlayabilirsiniz ama en az iki adımlı doğrulama kodunuz olsun. Yani bu seriyi kolay ve orta ölçekli olarak çözün ama bir konu başlığını buradan bitirdiğiniz zaman farklı bir orta ölçekli soru bankasından kendinizi biraz daha zorlayın. Hatta yapabilirseniz kendinizi zor bir soru bankasıyla da deneyin. En az bir test çözmeye çalışın. Kolaydan zora doğru soru tiplerini görün.

Tanıdığım, tanımadığım, internette araştırırken dikkatimi çeken, öğrencilerin neler söylediğine gelirsek; ben henüz bu seriye kötü yorum yapan birini görmedim diyebilirim. Herkes kolay ve orta ölçekli soru tiplerini barındırdığını en az bir kitapla bu soruları desteklemek gerektiğini söylüyor.

Antrenmanlarla Matematik Mobil Uygulaması
Sanırım bu serinin en sevdiğim yanı bu oldu. Çünkü çözemediğim tüm kitaplardaki soruların çözüm videoları bu uygulamada mevcut. Emeği geçen herkesi de tebrik ediyorum. Bir soruda takıldığınız anda hoca veya arkadaş aramanıza gerek kalmıyor, açıyorsunuz uygulamayı seçiyorsunuz sorunuzu video şeklinde izleyip nerede hata yaptığınızı kolayca görebiliyorsunuz. Aşağıdaki linklerden uygulamayı da kontrol edebilirsiniz.
IOS için: Tıklayın.
ANDROİD için: Tıklayın.

mobil uygulama
Uygulamanın ana ekranı

kitaplar
Serinin kitapları

Kitabı seçtikten sonra seçilen antrenmanın soruları.

İlgili konu için benim anlatacaklarım bu kadar. Kafanıza takılan soruları veya iletmek istediğiniz görüşlerinizi aşağıdaki yorum kutusundan benimle ve okuyucularımızla paylaşabilirsiniz.

Farklı bir başlıkta tekrar görüşmek üzere.

Değişim Üzerine Düşünceler ve Değişim Üzerine Düşüncelerim

degisim
"Değişmeyen tek şey, değişimdir." - Heraklitos
Değişmek üzerine bir sürü felsefe yapabilir, bir çok laf edebilir, bir o kadar da tartışabiliriz... O zaman neyi bekliyoruz ki? Bir şeylerin değişmesini mi? Yoksa birinin bizi değiştirmesini mi?

Durun bi dakika, yoksa herkes bu sorulara takılıp kaldığı için değişime öncü olacak kimse kalmadı  mı?

Her neyse, bize ne onlardan canım. Biz kendimize bakalım.

Değişim diyorduk...

Bir şeylerin değişmesini beklemesek bile şu soruyu her daim soruyoruz kendimize;
"Yahu bunları yapacağım da ne değişecek? Yapsam ne oluuur, yapmasam ne olur?"

Geçenlerde, yaşıtım da olan Kadir Can Kırkoyun' un TedX konuşmasını izledim. Değindiği şeyler arasında bazıları çok dikkatimi çekti ve dedim ki işte değişime öncü olmak böyle bir şey. Kendini ve çevreni, etrafındaki herkesi değiştirmek tam olarak böyle bir şey.
"Sadece benim ya da sadece sizin adımınız yetmez. Hepimiz bir adım attığımızda değişim gerçekleşir." diyebilmektir değişimin öncüsü olmak. İşte Kadir Can' da böyle bir şey yapmış. Kendisi adım atmış, yetmemiş arkadaşlarına da o adımı attırmış, bir şeyleri değiştirmek istemiş ve değişim gerçekleşmiş.

Anlayacağınız, kazanın içine kurbağa bacağı atmamıza gerek yok büyülü bir hayat yaşamak için; adım atmamız ve düşüncelerimizi değiştirmemiz yetiyor yaşamak istediğimiz hayatı yaşayabilmemiz için.

Öncelikle atmak istediğimiz adımı düşünmeliyiz sanırım. Sonrasında bir karara varmalıyız. İlgili kararımızı gerçekleştirmek için araştırmalar yapmalı, bilgiler toplamalıyız. OKU'malıyız, sürekli. Sonucunda da gerçekleştirmeliyiz sadece kendi bildiğimiz, içimizde saklı kalmış o hayali...

Bir de farkında olmak zorundayız. Değişimi beklemek, birilerinin bir şeyleri değiştirmesini beklemek hep boşuna.

Hatırlayın, sizin de başınıza benzer bir olay geldi. Yolda yürüyorsunuz, yürüyorsunuz, yürüyorsunuz. Bir çöp konteynerinin yanına geldiniz. Berbat kokuyor. Öyle böyle değil hemde, berbat! Belediye ekipleri beş gündür oraları temizlememiş. Siz de söverek geçiyorsunuz. "Verdiğim vergiler haram olsun" diyorsunuz. "Olmaz olsun böyle belediye" diyorsunuz. Ve siz söyleminizle, o çöp de birikintileriyle kalıp sizi rahatsız etmeye devam ediyor.

Çok daha sonra ne oluyor onu da hatırlatayım mı?
Diyoruz ki, "bu ne ya her yer sinek kaynıyor, belediye iş yapmıyor ki..." Ondan sonra, "keşke gerekli yerlere BEN müracaat etseydim de bu talihsiz olay yaşanmasaydı..."

Ama iş işten geçmiş, zaman dolmuş oluyor o kelamlardan sonra değil mi? Kimse de umursamıyor artık.

Değişmeliyiz artık!

Bir de insan dışında, bizler dışında bazı şeyler var ki. Dilin değişimi gibi, farklı bir çok kavramın değişmesi, devletlerin devrimler yoluyla değişmesi gibi. Yine küçük bir adımın, büyük bir adıma dönüşüm süreci değil midir?

Mesela Montaigne, Denemeler kitabının Değişen Dil ve İnsan başlığı altında şunları kaydediyor;
"Dilimizin elli yıl sonra şimdiki halinde kalacağını kim umabilir? Her gün elimizden kayıp gidiyor, benim yaşadığım yıllar içinde yarı yarıya değişti. Şimdi olgunlaştı diyoruz; her çağ kendi dili için öyle der."
Gerçekten de öyle değil midir, baksanıza şu anda bile dilimiz değişmeye devam ediyor. Sonucunda da yine BİZ insanlar değişiyoruz. "Selfie" diye bir şey çıkıyor, "öz çekim" diyoruz.

Hayatımızda bir şeyler sürekli olarak değişiyor. Fakat, sanki bizler her seferinde o adacığı yeniden keşfediyormuşuz gibi geliyor bana.

Yine Montaigne, Devrim başlığı altında şöyle yazmıştır;
"Dünya'nın birden düzeleceği (değişeceği) yoktur; ama insan kendini sıkan şey karşısında o kadar sabırsızdır ki, her ne pahasına olursa olsun ondan kurtulmak ister..."
Konu ile ilgili yorumlarınızı aşağıdaki yorum kutusundan yapabilir, görüşlerinizi iletebilirsiniz. Yeni başlıklar altında buluşmak üzere.