Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Artıklarla Besleniyoruz Aslında

Resim
Etrafımız gerekli/gereksiz bir sürü bilgiyle çevrelenmiş durumda...
Bilgi edinmeye doymuşuz ama artık'larla besleniyoruz aslında...
Mesela,
Artık ben insanların yalan söylediğine inanmıyorum!
Çünkü,
Herkes kendi doğrularına körü körüne inanmış durumda..

Bu kısa şiir tüm duygularımı içtenlikle yansıtıyor mu bilmiyorum. Bu yüzden, anlatmak istediklerimi biraz daha açmak istiyorum.

Hani ışık hiç olmazsa göremeyiz ve çok olursa da gözlerimiz kamaşır yine göremeyiz ya işte öyle bir durumla karşı karşıyayız aslında. Eskiden bilgi azlığından yakınan toplumlar bir ara dengeye ulaştılar ve önlerini gördüler. Şimdilerdeyse aynı toplumlar bilgi bombardımanından kör olmuş durumda-yız.

Eskiden insanlar gerçekten de bilgiye zar zor ulaşıyorlardı. Her yerde bilge insan yok, her yerde bir bilen yok, kitap veya benzeri bir obje desen o da yok. Bir çok yer karanlık... Şimdilerde ise çok garip.
Bunu şöyle anlatayım, bir konu ile ilgili büyükçe bir bilgi pastası düşünün, hepsini yiyebilirsiniz tamam…

Şaşırdıkça Anlatmak İsteriz Hepimiz

Resim
Gördüğüm, yaşadığım ve öğrendiğim her şeyi ben de hepimiz gibi anlatmak isterim. En çok da yakınımdakilere anlatma isteğim, onları da yaşantıma ve yaşadıklarıma tanık etme isteğim hepimizde olduğu kadar su götürmez bir gerçek. Ne demek istediğimi Doğan Cüceloğlu'nun bizzat tanık olduğu bir olaydan dinleyelim. Anlatmanın ve dinlemenin önemini biraz olsun farklı bir pencereden görmeyi deneyelim.

Doğan Cüceloğlu tanık olduğu olayı şöyle anlatıyor;

"Eşim Yıldız'la bir sabah boğazda kahvaltı yapmaya gittik. Arkam boğaza dönük bir şekilde oturuyorum. Sağ tarafımda bir kaç masa bir araya gelmiş... O sırada yeni bir çift geldi, çocukları da var dört, beş yaşlarında bir oğlan. Sağımdaki masadan bir ses, 'aa küçük Hakan geldi' dedi. Çocuğun annesi beni fark etti, merhabalaştık. Sonra onlar da sağımdaki masaya geçtiler ve oradakilerle selamlaştıkları tam o sırada meğer arkamdan bir gemi geçiyormuş. Hakan babasına dönüp, 'büyük gemi geçiyor' diye bağırdı. Babası o sı…

Çok Değil Farkında Yaşayın

Resim
İnsanlar hapşırdığında
Neden 'çok yaşa' denir?
Hiç sorgulamadım...
'çok yaşa' ifadesini saçma bulmuş olacaklar ki
birileri 'sağlıklı yaşa' demeye başladığında
ilk kez fark ettim, sorgulamadığımı...
Düşündüm...
"Neden 'çok yaşa' diyorduk ki biz?"
Devam ettim,
"Peki 'sağlıklı yaşa' dememiz doğru muydu?"
Bilemedim...
Her ikisi de elimizde olan şeyler değildi neticesinde...
En azından farkındaydım işte...
Her "hapşuuu" dediğinizde,
FARKINDA YAŞAYIN siz de...

Şiiri biraz daha açıklayıp ayrıntılarına değinecektim ama bazı şeylerin kısa ve öz kalması taraftarıyım. Fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim, "alışılagelmiş şeyler üzerine düşünmek ve gerektiğinde onları değiştirmek çok güzel bir şey."




Geçmiş Şimdi Gelecek

Resim
Bir an için aynı anda farklı zaman dilimlerini düşünmeye çalışalım mı? Ne dersiniz? Mesela ben şimdi, şu anda yazımı yazarken, bana göre şimdiki zamanda acaba siz ne yapıyorsunuz? Gelecekte ne yapacağınızı biliyorum. Siz bana göre olan gelecekte bu yazıyı okuyor olacaksınız ve size göre olan şimdiki zamanda, siz yazıyı okurken, benim şu anki, yazıyı yazıyor olduğum bu halim size göre geçmiş zaman olacak. Kısaca, geçmiş şimdi gelecek!

Okuduklarınız biraz aklınızı karıştırmış olabilir. Ben de yazarken, bir kalemde yazdım diyemem zaten. Bu yüzden gelin düşüncelerimi size elimden geldiğince açık ve anlaşılır bir şekilde anlatayım.

Geçmiş Zaman:
- Bana göre: Bu satırları nasıl ifade edeceğimi bilmiyor olduğum zaman. Henüz bu satırları nasıl yazacağımı düşünüyor olduğum an.
- Size göre: Benim bu satırları yazıyor olduğum zaman.

Şimdiki Zaman:
- Bana göre: Bu satırı yazıyor olduğum an.
- Size göre: Bu satırı okuyor olduğunuz an.

Gelecek Zaman:
- Bana göre: Okurun, yani sizin bu satırları ok…