Yayınlar

2019 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Haritam Var Ama İlerleyemiyorum

Resim
Küçük bir bilgi tohumu üzerine yazacağım bu satırları... Ayrıntılı araştırmadan... Bilgem Çakır'a (Yalın Kod) ve Kadir Köymen'e (Sıfır) selam olsun! Kitap okumayı seviyorum, hatta genel anlamda bir şeyler okumayı seviyorum, okuyorum ve bilgileniyorum, bilgileniyorum, bilgileniyorum... Önemli kişi ve kurumların yol haritalarını inceliyorum ve yine kendilerinin anlattıkları, haritada X işareti koydukları yerleri önemle ve dikkatle araştırıyorum... Bilgilenmeye devam ediyorum ama bu sırada bir şey fark ediyorum... X işaretleri hiç bitecek gibi durmuyor. Sürekli yeni bir işaret daha ve bir tane daha... Sonuç... Yerimdeyim ve sürekli aynı yerden yani oturduğum yerden elimdeki haritayı inceliyorum ve öğrenmeye devam ediyorum... Her ne kadar ilerliyormuşum gibi gözükse de aslında yerimde durmaya devam diyorum. Bu arada sorsanız haritanın büyük çoğunluğu hakkında size bilgi verebilir ve haritaya bakmadan yolu öğretebilirim. Yani öğrendiklerimi aktarabilirim. Tıpkı şimdiye kada

Bencilliğe Övgü

Bencil kelimesi genel anlamıyla olumsuz bir düşünce yaratır aklımızda. Örneğin, "bencil bir insan" dediğimizde genellikle diğer insanları düşünmeden kendi çıkarına işler yapan bir insan figürü gelir aklımıza ve bencilliğin tanımına baktığımız zaman da buna benzer bir tanımla karşılaşırız. Fakat bencilliği biraz daha derinden incelediğimizde, aslında bu kelimenin kafamızda o kadar da negatif bir düşünce yaratmaması gerektiğini anlamaya başlarız. Çünkü "bencilliği" anlamaya başladığımızda en iyi bencilin ta kendisi olduğumuzun farkına varırız. Aslında hepimiz öncelikle kendini düşünen varlıklarız, başkasını düşünüyormuşuz gibi hissetsek bile! Bir örnek ile ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım. Misal yolda yürürken bir dilenci gördünüz ve o dilencinin orada dilenmesine gönlünüz el vermedi, bu yüzden önündeki kaseye bir miktar para bıraktınız.  Bu durumda sizce bencillik etmiş olur musunuz? Eğer ki bencilliği genel anlamıyla düşünürseniz, as

Düşünce Kabızı veya Düşünce İshali Olmak

Resim
Hayat ı n i ç erisindeki her varl ığı n, her can ı n ö yle g ü zel bir d ü zeni ve dengesi var ki... D ö ng ü sel anlamda her g ü n yapt ığı m ı z ş eylerden bihaber ya şı yor oldu ğ umuzu d ü ş ü nmeden edemiyorum bazen. Mesela yemek yememiz. Yediklerimizi ö ğ ü tmemiz ve sonu ç olarak bir bo ş alt ı m yapma s ü recimiz. S ü rekli i ç erisinde bulundu ğ umuz d ö ng ü lerden sadece bir tanesidir. D ü ş ü nce kab ı zl ığı konusuna girmeden ö nce gelin birlikte s ü rekli yapt ığı m ı z, sonsuz d ö ng ü i ç erisinde oldu ğ umuz bu konuyu biraz inceleyelim. Hepimizin bildi ğ i gibi, ya ş am ı m ı z ı devam ettirebilmemiz i ç in v ü cudumuz enerjiye ihtiya ç duyar. V ü cudumuzun bu ihtiyac ı n ı da t ü ketti ğ imiz yiyecekler sayesinde kar şı lar ı z. T ü ketti ğ imiz her ş eyi ö nce bir g ü zel ö ğ ü t ü r sonra da gereksiz k ı s ı mlar ı n ı d ış ar ı atar ı z. Bizim i ç in gerekli olan enerji de bu sayede kar şı lanm ış olur. Tabii burada varmak istedi ğ im sonu ç ş u

Kısa Hikaye - Sapık Var!

Resim
Her zamanki yoldan evine doğru yürüyordu adam. Üstü başı temiz olmasına karşın biraz kirli görünümlü biriydi. Tek başına yürürken genellikle biraz hızlı yürür, rotasından da sapmazdı. O gün de evine giderken yine aynı kaldırımdan yürüyor, ne karşısından gelen insanlara ne de yanından geçen arabalara aldırmadan dosdoğru yürüyordu. Evinin sokağına doğru yaklaştığında hemen önünde, iki blok ötedeki apartmandan çıkan bir kız ile kısadan da öte çok kısa bir an için göz göze geldiğinde umursamadı ve evine doğru her zamanki gibi yürümeye devam etti. Kız, adamın birkaç adım önündeydi, adımlarını biraz hızlandırmış ve ilerideki sokağa sapmıştı. Adam da birkaç adım sonra aynı hala kızın peşi sıra yürümekteydi. Tam da adamın her zaman kullandığı yolu kullanarak ilerliyordu kız adamın önünde. Fakat o ana kadar önünde yürümekte olan kıza dikkat etmeyen adam bir an için kızın kendisine dönüp baktığını görünce, kızın korku dolu bakışlarıyla karşılaşmayı beklemiyordu... Aklına birkaç gün önce t

Herkes Her Şey Hakkında Bir Şey Söyler

Birinin veya birilerinin herhangi bir konudaki görüşlerini dinlerken veya okurken birçoğumuzun farkında olmadığı bir şey fark ettim. Görüşünü yazılı veya işitsel olarak duyduğumuz insanların fikirleri üzerine pek fazla düşünmüyoruz. Düşünsek de söyledikleriyle doğru orantıda, paralel olan şeyleri düşünmeye devam ediyoruz. Aksi yönüne ise pek kulak astığımız söylenemez. Örnek vermek gerekirse; diyelim ki bir kişinin kırmızı gitarlar hakkında yazdığı bir yazı okuyorsunuz ve nedenleri ile birlikte bu kişinin neden kırmızı gitarları sevdiğini anladığınız bu yazı üzerine düşünmeye başlıyorsunuz. İşte o zaman çoğunlukla insanların yaptıkları araştırmalar aşağıdaki gibi oluyor. Google'a giriyor ve; - "kırmızı gitar" enter. (burada eğer hiç görmemişseniz kırmızı gitar görmeyi hedefliyorsunuz.) - "kırmızı gitarlar neden seviliyor" enter. (burada herkesin kırmızı gitardan hoşlandığını düşünüyorsunuz ve "acaba öyle midir" diyerek araştırıyorsunuz.) -

Gönüllü Türk Bilim İnsanları Öğrencilerin Başında - epiSTEM Türkiye

Resim
Dünyadaki Türk bilim insanlarının bir araya gelerek oluşturduğu bir topluluktan bahsetmek istiyorum sizlere. epiSTEM Türkiye ; dünyanın çeşitli yerlerindeki prestijli üniversitlerde bulunan Türk bilim insanlarının oluşturmuş olduğu bir topluluk. Şu anki ana hedefleri de Türk gençliğine ulaşıp, onlarla bilimi konuşmak ve daha da önemlisi onlarla bir proje geliştirip, geliştirilen projeyi sunmalarına olanak sağlamak. Gelin birlikte, onları daha yakından tanıyalım ve bizler ülkemizde bilimin daha da hızlı ilerlemesi için ne yapabiliriz diye düşünmeye başlayalım… 1)     epiSTEM Türkiye Gönüllü Bilim İnsanlarını Tanıyalım Stanford Üniversitesi’nden tutun da Cambridge Üniversitesi’ne, Türkiye’deki üniversitelerimizden tutun da Ulusal Singapur Üniversitesi’ne kadar dünyanın birçok farklı noktasındaki Türk bilim insanları bu projeye kendi işlerinden arta kalan zamanlarında destek olabilmek için kolları sıvamış durumdalar. Buradaki harita üzerinden onların yerlerini görebilirsini

Öğütülmüş Bilgi

Resim
Öğüt dinlemekten neden sıkılırız? Öğüt kime verilir? Neden bir insan öğüt vermek ister? gibi soruları düşünürken geldi aklıma  öğütülmüş bilgi  kavramı ve kendimce şöyle tanımladım bu kavramı; "kişinin üzerine düşündüğü, (tabiri caizse) beyin süzgecinden geçirdiği bilgilerin tümü." Yani, kişinin tecrübesine, yaşanmışlığına, okuduklarından edindiklerine ve konuşmasına nüfuz etmiş her bilgi, (az veya çok) öğütülmüş bilgi dir. Peki öğütülmüş bilgi ile öğütül memiş bilgi arasında ne fark vardır? Birincisini az önce de tanımladığım gibi, üzerine düşündüğümüz bilgilerdir, öğütülmüş ve çoğunlukla lime lime edilmişlerdir. Fakat ikincisi; öğütül memiş olan bilgiler, tıpkı ders notları gibi, ezberleyip de üzerine hiç düşünmediğimiz, tıpkı geçmişten günümüze dek sürekli konuşmamıza kattığımız ve üzerine hiç düşünmediğimiz ata sözleri, deyimler gibidir. Aklımızda varlardır ama henüz hamlardır... Şöyle de örnekleyebiliriz; ağzımızda iyice çiğnediğimiz yemekler yuttuğumuzda n

Yerinde Olsam...

Resim
Yerinde olsam... Çoğu zaman isteyerek, bazen de istemeden şöyle sözler dökülür ağzımızdan; " yerinde olsam... ", "bak ben bu adamın/kadının yerinde olsam...", "senin yerinde olsam...", "yazarın yerinde olsam..." diye uzayıp gider bu "yerinde olsam" muhabbeti, uzayıp gider gitmesine de insanın aklına da takılı verir; bir kişi başka bir insanın yerinde olmak istediğinde gerçekten de o insanın yerinde olsa, bulunulan durumda kişi yerinde olduğu insandan daha farklı bir şey yapar mıydı? Küçük bir olay kurgulayarak üzerine düşünelim... Bulunduğumuz mekan alışveriş yapılabilen herhangi bir yer olsun ve ilgili yerin kasiyeri de "hantal" biri olsun. Buna karşın ise kasadan ürün geçirip artık alışverişini tamamlamak isteyen uzunca bir sıra olsun. Siz de bu sırada bekleyen herhangi bir müşteri olun ve artık sıra beklemekten o kadar bıkmış durumdasınız ki içinizden şunları geçiriyorsunuz; "bu mekan sahibinin yerinde olsam

Benim Düşüncelerim Kime Ait?

Düşüncelerimizin saf bize, kendimize ait olmadıklarının farkında değilizdir çoğu zaman. Günlük konuşmalarımızda, selamlaşmalarımızda, sorularımızda ve sorunlara bulduğumuz cevaplarda çoğunlukla özgün bir düşüncemiz yoktur. Farkında değilizdir bunun. Ve sürekli yeni bir yer keşfetmişçesine ilginç gelir düşüncelerimiz bize ve karşımızdakilere. Olgulardan başlayan ve veri, bilgi, düşünce yolunu izleyen bu süreci biraz hikayeleştirip tekrar şu soruyu sormak istiyorum: Benim düşüncelerim kime ait? Doğduğum günden beri çevremde bulunan insanlar ile iletişimdeyim. Bugüne kadar çevremdeki insanlardan duyduğum her söz ve cümle bende birer veriye dönüştü ve bu veriler toplamında bazı bilgiler edinmeye başladım. Peki sadece bu mu? Hayır. Doğada gördüğüm her türlü şeyden de ben veri toplamaya devam ettim. Üzerine bastığım toprak çeşitlerinden de, gördüğüm renklerden de, duyduğum seslerden, aldığım koku ve tatlardan da sürekli veriler topladım. Bunlar dışında okuduğum kitapları da hiçe