Sabretmek - Beklemeyi Öğrenmek
Belkide bugün yapacak çok işiniz vardır, ya da yarın. Belkide az sonra acil bir işiniz çıkacak ve koştura koştura oraya gideceksiniz. Bilemem ki, belki de sekiz aylık doğdunuz.. :) Bu saydıklarımı belkide yaşamışsınızdır, hatta illaki yaşamışsınızdır ki yaşamamışsanız bile, sizlere şu an uydurduğum bir çift sözüm var; "her insan elbet bir gün sabretmekten vazgeçip, koşacak, durmadan koşacak. Belki bir sona, belki de yeni bir başlangıca". -Hadi getir şunu. -Nerede kaldın? -Gelsene artık... -Neredesin sen? -Bu nedir ya biraz daha acele etsen tamamdık. Peki sabretmeyip, acele edip, sonunu hiç düşünmeden nereye doğru koşturuyoruz. Neyin acelesi bu? Yanlış anlamayın, ben hastaneye veya benzeri bir acil durumda acele etmekten bahsetmiyorum. Sadece en ufak bir şeyde bile durmadan bağırıp çağıranlara, durmadan "acele et" diyenlere benim lafım. Daha önce hiç şunu düşünme şansınız oldu mu mesela; "Hayatımızı hızlı yaşamamızın ya da yavaş yaşamamızın sonucu....