Kayıtlar

Düşünce etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Neden Karşıt Görüşler Olmak Zorunda?

Resim
Çünkü, elektriksiz bir dünyanın lideri elektriğe adapte yaşayan biri olamaz! Siz de bazen herkesin size karşı çıktığını düşünüyor musunuz? Mesela ben bazı zamanlar hatırlıyorum. Öyle ki sanki herkes bana karşı çıkıyormuş hissine kapılıyordum. Aslında, evet. Herkes birbirine karşı çıkıyor. Mesela ben ne söylesem, beni dinleyen veya okuyan insanların en az birinden hemen her zaman karşıt bir görüş doğuyor. Bir çok insan benim söylediğimin tam tersini savunuyor. Hatta bazen ben bile etrafımdaki insanlara karşı çıkıyorum. İçgüdüsel midir bilmiyorum ama hepimiz birine veya birilerine karşı çıkmak istiyoruz. Sanırım önceden sorduğum bazı sorular ve kendimce bulduğum cevaplar beni,  Neden Karşıt Görüşler Olmak Zorunda? sorusunu sormaya yöneltti. Hem de hiç beklemediğim bir anda bu soruyu sordum ve cevabını buldum. Hatta belki önce cevabı okumuş ondan sona soruyu sormuş olabilirim. Karşıt görüşler olmak zorunda tezimi kendimce "doğruladığımda" aslında hiç bu konuyu düşünmüyordum bil...

Artıklarla Besleniyoruz Aslında

Resim
Etrafımız gerekli/gereksiz bir sürü bilgiyle çevrelenmiş durumda... Bilgi edinmeye doymuşuz ama artık'larla besleniyoruz aslında... Mesela, Artık ben insanların yalan söylediğine inanmıyorum! Çünkü, Herkes kendi doğrularına körü körüne inanmış durumda.. Bu kısa şiir tüm duygularımı içtenlikle yansıtıyor mu bilmiyorum. Bu yüzden, anlatmak istediklerimi biraz daha açmak istiyorum. Hani ışık hiç olmazsa göremeyiz ve çok olursa da gözlerimiz kamaşır yine göremeyiz ya işte öyle bir durumla karşı karşıyayız aslında. Eskiden bilgi azlığından yakınan toplumlar bir ara dengeye ulaştılar ve önlerini gördüler. Şimdilerdeyse aynı toplumlar bilgi bombardımanından kör olmuş durumda-yız. Eskiden insanlar gerçekten de bilgiye zar zor ulaşıyorlardı. Her yerde bilge insan yok, her yerde bir bilen yok, kitap veya benzeri bir obje desen o da yok. Bir çok yer karanlık... Şimdilerde ise çok garip. Bunu şöyle anlatayım, bir konu ile ilgili büyükçe bir bilgi pastası düşünün, hepsini yiyebil...

Şaşırdıkça Anlatmak İsteriz Hepimiz

Resim
Gördüğüm, yaşadığım ve öğrendiğim her şeyi ben de hepimiz gibi anlatmak isterim. En çok da yakınımdakilere anlatma isteğim, onları da yaşantıma ve yaşadıklarıma tanık etme isteğim hepimizde olduğu kadar su götürmez bir gerçek. Ne demek istediğimi Doğan Cüceloğlu'nun bizzat tanık olduğu bir olaydan dinleyelim. Anlatmanın ve dinlemenin önemini biraz olsun farklı bir pencereden görmeyi deneyelim. Doğan Cüceloğlu tanık olduğu olayı şöyle anlatıyor; "Eşim Yıldız'la bir sabah boğazda kahvaltı yapmaya gittik. Arkam boğaza dönük bir şekilde oturuyorum. Sağ tarafımda bir kaç masa bir araya gelmiş... O sırada yeni bir çift geldi, çocukları da var dört, beş yaşlarında bir oğlan. Sağımdaki masadan bir ses, 'aa küçük Hakan geldi' dedi. Çocuğun annesi beni fark etti, merhabalaştık. Sonra onlar da sağımdaki masaya geçtiler ve oradakilerle selamlaştıkları tam o sırada meğer arkamdan bir gemi geçiyormuş. Hakan babasına dönüp, 'büyük gemi geçiyor' diye bağırdı. Babası...

Haritam Var Ama İlerleyemiyorum

Resim
Küçük bir bilgi tohumu üzerine yazacağım bu satırları... Ayrıntılı araştırmadan... Bilgem Çakır'a (Yalın Kod) ve Kadir Köymen'e (Sıfır) selam olsun! Kitap okumayı seviyorum, hatta genel anlamda bir şeyler okumayı seviyorum, okuyorum ve bilgileniyorum, bilgileniyorum, bilgileniyorum... Önemli kişi ve kurumların yol haritalarını inceliyorum ve yine kendilerinin anlattıkları, haritada X işareti koydukları yerleri önemle ve dikkatle araştırıyorum... Bilgilenmeye devam ediyorum ama bu sırada bir şey fark ediyorum... X işaretleri hiç bitecek gibi durmuyor. Sürekli yeni bir işaret daha ve bir tane daha... Sonuç... Yerimdeyim ve sürekli aynı yerden yani oturduğum yerden elimdeki haritayı inceliyorum ve öğrenmeye devam ediyorum... Her ne kadar ilerliyormuşum gibi gözükse de aslında yerimde durmaya devam diyorum. Bu arada sorsanız haritanın büyük çoğunluğu hakkında size bilgi verebilir ve haritaya bakmadan yolu öğretebilirim. Yani öğrendiklerimi aktarabilirim. Tıpkı şimdiye kada...

Bencilliğe Övgü

Bencil kelimesi genel anlamıyla olumsuz bir düşünce yaratır aklımızda. Örneğin, "bencil bir insan" dediğimizde genellikle diğer insanları düşünmeden kendi çıkarına işler yapan bir insan figürü gelir aklımıza ve bencilliğin tanımına baktığımız zaman da buna benzer bir tanımla karşılaşırız. Fakat bencilliği biraz daha derinden incelediğimizde, aslında bu kelimenin kafamızda o kadar da negatif bir düşünce yaratmaması gerektiğini anlamaya başlarız. Çünkü "bencilliği" anlamaya başladığımızda en iyi bencilin ta kendisi olduğumuzun farkına varırız. Aslında hepimiz öncelikle kendini düşünen varlıklarız, başkasını düşünüyormuşuz gibi hissetsek bile! Bir örnek ile ne demek istediğimi açıklamaya çalışayım. Misal yolda yürürken bir dilenci gördünüz ve o dilencinin orada dilenmesine gönlünüz el vermedi, bu yüzden önündeki kaseye bir miktar para bıraktınız.  Bu durumda sizce bencillik etmiş olur musunuz? Eğer ki bencilliği genel anlamıyla düşünürseniz, ası...

Düşünce Kabızı veya Düşünce İshali Olmak

Resim
Hayat ı n i ç erisindeki her varl ığı n, her can ı n ö yle g ü zel bir d ü zeni ve dengesi var ki... D ö ng ü sel anlamda her g ü n yapt ığı m ı z ş eylerden bihaber ya şı yor oldu ğ umuzu d ü ş ü nmeden edemiyorum bazen. Mesela yemek yememiz. Yediklerimizi ö ğ ü tmemiz ve sonu ç olarak bir bo ş alt ı m yapma s ü recimiz. S ü rekli i ç erisinde bulundu ğ umuz d ö ng ü lerden sadece bir tanesidir. D ü ş ü nce kab ı zl ığı konusuna girmeden ö nce gelin birlikte s ü rekli yapt ığı m ı z, sonsuz d ö ng ü i ç erisinde oldu ğ umuz bu konuyu biraz inceleyelim. Hepimizin bildi ğ i gibi, ya ş am ı m ı z ı devam ettirebilmemiz i ç in v ü cudumuz enerjiye ihtiya ç duyar. V ü cudumuzun bu ihtiyac ı n ı da t ü ketti ğ imiz yiyecekler sayesinde kar şı lar ı z. T ü ketti ğ imiz her ş eyi ö nce bir g ü zel ö ğ ü t ü r sonra da gereksiz k ı s ı mlar ı n ı d ış ar ı atar ı z. Bizim i ç in gerekli olan enerji de bu sayede kar şı lanm ış olur. Tabii burada varmak istedi ğ im sonu ç ş u...

Öğütülmüş Bilgi

Resim
Öğüt dinlemekten neden sıkılırız? Öğüt kime verilir? Neden bir insan öğüt vermek ister? gibi soruları düşünürken geldi aklıma  öğütülmüş bilgi  kavramı ve kendimce şöyle tanımladım bu kavramı; "kişinin üzerine düşündüğü, (tabiri caizse) beyin süzgecinden geçirdiği bilgilerin tümü." Yani, kişinin tecrübesine, yaşanmışlığına, okuduklarından edindiklerine ve konuşmasına nüfuz etmiş her bilgi, (az veya çok) öğütülmüş bilgi dir. Peki öğütülmüş bilgi ile öğütül memiş bilgi arasında ne fark vardır? Birincisini az önce de tanımladığım gibi, üzerine düşündüğümüz bilgilerdir, öğütülmüş ve çoğunlukla lime lime edilmişlerdir. Fakat ikincisi; öğütül memiş olan bilgiler, tıpkı ders notları gibi, ezberleyip de üzerine hiç düşünmediğimiz, tıpkı geçmişten günümüze dek sürekli konuşmamıza kattığımız ve üzerine hiç düşünmediğimiz ata sözleri, deyimler gibidir. Aklımızda varlardır ama henüz hamlardır... Şöyle de örnekleyebiliriz; ağzımızda iyice çiğnediğimiz yemekler yuttuğumuzda...

Yerinde Olsam...

Resim
Yerinde olsam... Çoğu zaman isteyerek, bazen de istemeden şöyle sözler dökülür ağzımızdan; " yerinde olsam... ", "bak ben bu adamın/kadının yerinde olsam...", "senin yerinde olsam...", "yazarın yerinde olsam..." diye uzayıp gider bu "yerinde olsam" muhabbeti, uzayıp gider gitmesine de insanın aklına da takılı verir; bir kişi başka bir insanın yerinde olmak istediğinde gerçekten de o insanın yerinde olsa, bulunulan durumda kişi yerinde olduğu insandan daha farklı bir şey yapar mıydı? Küçük bir olay kurgulayarak üzerine düşünelim... Bulunduğumuz mekan alışveriş yapılabilen herhangi bir yer olsun ve ilgili yerin kasiyeri de "hantal" biri olsun. Buna karşın ise kasadan ürün geçirip artık alışverişini tamamlamak isteyen uzunca bir sıra olsun. Siz de bu sırada bekleyen herhangi bir müşteri olun ve artık sıra beklemekten o kadar bıkmış durumdasınız ki içinizden şunları geçiriyorsunuz; "bu mekan sahibinin yerinde olsam ...

Benim Düşüncelerim Kime Ait?

Resim
Düşüncelerimizin saf bize, kendimize ait olmadıklarının farkında değilizdir çoğu zaman. Günlük konuşmalarımızda, selamlaşmalarımızda, sorularımızda ve sorunlara bulduğumuz cevaplarda çoğunlukla özgün bir düşüncemiz yoktur. Farkında değilizdir bunun. Ve sürekli yeni bir yer keşfetmişçesine ilginç gelir düşüncelerimiz bize ve karşımızdakilere. Olgulardan başlayan ve veri, bilgi, düşünce yolunu izleyen bu süreci biraz hikayeleştirip tekrar şu soruyu sormak istiyorum: Benim düşüncelerim kime ait? Doğduğum günden beri çevremde bulunan insanlar ile iletişimdeyim. Bugüne kadar çevremdeki insanlardan duyduğum her söz ve cümle bende birer veriye dönüştü ve bu veriler toplamında bazı bilgiler edinmeye başladım. Peki sadece bu mu? Hayır. Doğada gördüğüm her türlü şeyden de ben veri toplamaya devam ettim. Üzerine bastığım toprak çeşitlerinden de, gördüğüm renklerden de, duyduğum seslerden, aldığım koku ve tatlardan da sürekli veriler topladım. Bunlar dışında okuduğum kitapları da hiçe...

Değişim Üzerine Düşünceler ve Değişim Üzerine Düşüncelerim

Resim
"Değişmeyen tek şey, değişimdir." - Heraklitos Değişmek üzerine bir sürü felsefe yapabilir, bir çok laf edebilir, bir o kadar da tartışabiliriz... O zaman neyi bekliyoruz ki? Bir şeylerin değişmesini mi? Yoksa birinin bizi değiştirmesini mi? Durun bi dakika, yoksa herkes bu sorulara takılıp kaldığı için değişime öncü olacak kimse kalmadı  mı? Her neyse, bize ne onlardan canım. Biz kendimize bakalım. Değişim diyorduk... Bir şeylerin değişmesini beklemesek bile şu soruyu her daim soruyoruz kendimize; "Yahu bunları yapacağım da ne değişecek? Yapsam ne oluuur, yapmasam ne olur?" Geçenlerde, yaşıtım da olan Kadir Can Kırkoyun ' un TedX konuşmasını izledim. Değindiği şeyler arasında bazıları çok dikkatimi çekti ve dedim ki işte değişime öncü olmak böyle bir şey. Kendini ve çevreni, etrafındaki herkesi değiştirmek tam olarak böyle bir şey. "Sadece benim ya da sadece sizin adımınız yetmez. Hepimiz bir adım attığımızda değişim gerçekleşir." di...